Oğulcan

Türk Dili Dersi ve Kompozisyon

Türk Dili ve Gazi Mustafa Kemalİlkokul 5. sınıftan bu yana aşağı yukarı aynı içeriğe sahip fakat ismi farklı olan dersleri görüyorum! Önce Türkçe oldu adı, bazen Türk Dili, bazen Edebiyat Tarihi. Ama bi’şey var ki hiç değişmedi.

Üniversitelerde, mühendislik bölümlerine ilk yıl zorunlu olarak bazı dersler veriliyor. Örneğin: Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Türk Dili. Gerçekten güzel hareketler bunlar. Öğretmenler de iyi olduğunda önceden sallamadığın derslere girmek için can atıyorsun.

AİİT dersi ile ilgili diyecek sözüm yok. Asıl iş Türk Dili dersinde. İkinci dönem yanılmıyorsam 6 hafta okula gittik. Baştan sona kadar, sürekli olarak: ‘Yazı yazmanın incelikleri ve ‘Bir yazı nasıl yazılmalıdır?’ gibi konular üzerinde durduk. İşin komik olan yanı bu süre içerisinde biz (öğrenciler), beğendiğimiz köşe yazılarını getirdik. Hoca sağolsun bize onların eksik yanlarını gösterdi. Şurada şöyle olmuş, burada şu eksikmiş dedi!

Sınavdan bir hafta önce ise elinde bir A4 kağıdı ile sınıfa girdi. En önde oturan (klasik) kızı tahtaya çağırıp kağıtta yazan 10 sözü tahtaya yazmasını söyledi. ‘Ne alaka?’ falan derken işin aslı ortaya çıktı: ‘Yazılıda çıkacak sözler.’

Senelerdir böyle oluyor. Üniversiteye geldim hala böyle. Aslında ben mi çok bekliyorum diye düşünüyorum ama, bunları geçtim; işi yazı yazmak ve okutmak olan kişilerin yazılarını bu denli eleştiren bir öğretmene 45 dakikada nasıl yazı beğendireceğimi düşünüyordum acı acı.

10 tane söz verdi demiştim ya; akşam kendi kendime baktım. 1 tanesi Atatürk’ün en açık sözlerindendi, onu eledim. Geriye 9 tane söz içerisinden de sorulacak 8 tane vardı. Hepsi için kafamda bi’şeyler kurdum. Ama sınavda hoca en alakasız olanını sordu: ‘Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir.’

Söze lafım yok, söz gayet açık. Sorun zaten burada. Bu cümleden yola çıkarak 10 tane yazı yazsan hemen hemen aynı şeyleri söylersin! Demek istediğim 45 dakikada bu kadar kısır bir yazı için ne kadar yaratıcı olabilirsin? Tabi bunları bir de hocaya anlatmak var.

Kağıdın sonuna not düştüm: ’10 senedir farklı isimler ile aynı içerikleri dersleri görüyoruz, hepsinin 3 sınavının birinde kompozisyon oluyor. Sınavlarda önümüze koyulan sözü 45 dakikada açıklanmamız isteniyor. Düzenli olarak yazı yazan birisiyim (kendimi de övdüm ha) ama bugün son defa ve gerçekten anladım ki; 45 dakika bir yazı yazmak bana göre değil! Teşekkür ederim.’

Arkadaşlarıma bu şekilde not yazdığımı söyleyince yorumları güzeldi: ‘Kibarca reddetmiş işte olm.’ Aslında o kadarına cesaret edemedim! Öyle bir fikrim olsa boş kağıt verirdim.

Oğulcan Orhan

yazar, çizer, okur; iOS ve Android platformlarına uygulama geliştiririm.

Yazara ait tüm yazılar →


Yazar: Oğulcan Orhan

Tarih: 18 Nisan 2009

Bu yazıya yapılan 8 yorum

  1. Yazının sonuna gelmeden dedim kesin boş kağıt verdi oğulcan yine bir efsane yarattı ama yanılmışım, boş kağıt verme efsanesini senden de beklerdik. Hem boş kağıt versen kesin kalırdın söylüyeyim :)

  2. Boş kağıt versem kalacağımı biliyorum zaten Göksel:)

  3. ordaki ”Kibarca..” sözü benim oluyo:D bende tepkiliyim bu işe devamlı aynı şeyler hemde o kısacık sürede .. birde boş kağıt verme işi sakat lisede yaptım ben hoca hiç acımadı valla :D

    sekomod

    21 Nis 2009

  4. [...] yazıyı okumadan önce, aynı isimle yazılmış ilk yazıyı okumanızı tavsiye ederim (eğer okumadıysanız). Vize sınavlarında ‘Kompozsiyon‘ [...]

  5. ÜZerinden biraz geçmiş ama sınavın sonucunu merak ettim. :)

    El Barto

    16 Haz 2009

  6. En düşük notu aldım abi :)

  7. Aferin benim izimden geliyorsun. :)

    Edebiyat Türk Dili vs. bu derslerim hep kötü olmuştur. Kompozisyonu saymıyorum bile. 45 dk. alenen ne olduğu belli, bildiğin bir cümlenin ne manaya geldiğini kağıda dökememek içler acısı birşey. :D Birde gıcık tipler vardır ki genelde hatun kişilerdir kendileri; bu saydığım tüm derslerden abartısız en yüksek notları alırlar.

    Sonra bakarsın, o, ben, 100, 15 … Çantandaki kitabı alır duvara vurursun. Bir daha okursam iki olsun lan dersin. :D

  8. çok beğendim harika harikaaaaa

    zeynep şule gönül kart

    10 Mar 2010

Yazıyla ilgili ne düşünüyorsun?