Oğulcan

10 Yıl, 10 Derbi

Galatasaray’ın, Kadıköy sendromu malum, dile kolay 10 yıldır -lig maçlarında- bir galiyeti dahi yok. Bu tablo, Galatasaray’ın büyüklüğünden hiçbir şey eksiltmese de, dillere düşmemesi elde değil. Birkaç sezon sonra ilk kez, geçmiş yıllara göre daha iddiasız bir Galatasaray Kadıköy’e geliyor. Peki bu seri nasıl başladı?

Öncesi
Önce 22 Aralık 1999′a gidelim:
Galatasaray’ın UEFA Kupası kazandığı sene ve maç normalde 9. haftada oynanacak iken, Galatasaray’ın talebiyle maç erteleniyor ve çarşamba günü oynanıyor. Tugay Kerimoğlu’nun Galatasaray formasıyla oynadığı son karşılaşma. Galatasaray ilk 45 dakikada 2-0 öne geçiyor ve maçı 2-1 kazanıyor. Kadroda; Emre, Hagi, Hakan Şükür, Mehmet Yozgatlı gibi isimler de var. 22 Aralık’ta oynanan bu derbi, Galatasaray’ın Kadıköy’de kazandığı son derbi. Moldovan’ın attığı inanılmaz gol hala akıllarda. (Moldovan’ın golü)

23 Mart 2000′de, Galatasaray Mallorca’yı yener ve UEFA Kupası Yarı Finali’nde Leeds United’a rakip olur. Kupaya uzanan yolda, Galatasaray’ın en formda olduğu dönemdir. Fenerbahçe ise; birkaç hafta öncesine kadar Adanaspor’dan 4 gol, Gaziantepspor’dan ise 5 gol yemiş, teknik direktör değişikliklerine gitmiştir.

Herkesin açık ara favori gördüğü Galatasaray oyuna beklenildiği üzere baskılı başlar. Fakat gol bir türlü gelmez. 82. dakikada, maç boyu yarı sahayı birkaç kez geçebilen Fenerbahçe serbest vuruş yakalar. Johnson’ın vuruşu Emre’nin kafasına çarpar ve şanssız bir şekilde Fenerbahçe golü bulur, maçı kazanır: 0-1.

10 Yıllık Seri
6 Mayıs 2001 – Seri başlıyor:
Milenyum sonrası Fenerbahçe; Revivo, Rapaiç ve Kennet Anderson gibi oyuncularla kaliteli bir kadro kurar. Galatasaray’da ise; Fatih Terim ve Hakan Şükür takımdan ayrılmıştır.  O dönemin jokeri(!) Ali Güneş ve Yusuf Şimşek’in golleri Fenerbahçe’ye serinin ilk galibiyetini getirir. Mustafa Denizli’nin yönettiği Fenerbahçe sezon sonunda şampiyon olur.

16 Şubat 2002 – Ali Aydın ve Rapaiç:
Galatasaray’ın formda olduğu ve iddialı geldiği maçlardan ilkidir. Lucescu’nun taktik hamlelerinden çok, maçta 4 kırmızı kart gösteren Ali Aydın’ın ön plana çıktığı mücadeleyi Fenerbahçe Rapaiç’in tek golüyle kazanır. Fakat akıllarda, 7 kişi Fenerbahçe’den gol yemeyen Galatasaray kalmıştır. Sezon sonu Galatasaray şampiyon olur, fakat Lucescu gönderilir. Ve Ali Aydın da hakemliği bırakır. (Rapaiç’in golü)

6 Kasım 2002 – Alman Köylüsü:
Serinin kesinlikle en unutulmaz maçı. Fenerbahçe sezona Ortega, Washington gibi transferlerle başlasa da takım iyi gitmez. Galatasaray’da ise Fatih Terim tekrar takımın başındadır. Maçın ortada geçmesi beklenirken; sonuç herkes için tam bir süprizdir. İlk yarıyı 2-0 önde tamamlayan ve 57. dakikada 10 kişi falan Fenerbahçe, eksik olmasına rağmen Galatasaray’a 4 gol daha atar. Skordan sonra akılda kalan Ortega’nın çalımları ve Tuncay’ın mücadelesidir.

28 Şubat 2004 – Yozgatlı değil Fenerli:
Daum’un ilk sezonu,  Hooijdonk’la birlikte takıma birçok genç oyuncu alınır. Sezona şampiyonluk hedefiyle başlamayan Fenerbahçe, Beşiktaş’ın kayıplarıyla zirveye yaklaşır. Galatasaray ise, yepyeni bir oluşum içine girerek kadrosuna; Ayhan, Necati, Orhan Ak gibi isimleri katar. Kazananın büyük avantaj sağlayacağı maçı Fenerbahçe, Nobre ve Mehmet Yozgatlı’nın golleriyle 2-1 kazanır. Ayrıca bu maç, Fenerbahçe’nin “derbi kaybetmeme” alışkanlığı olarak nitelendirilen dönemin başlangıncıdır.

11 Mayıs 2005 – Şampiyon:
Derbi bu kez 33. haftaya denk gelir ve kazanan Fenerbahçe olursa şampiyonluğu garantileyecektir. Bir hafta önce, Türkiye Kupası’nda rakibinden 5 gol yiyen Fenerbahçe bu kez temkinli başlar maça. Serinin en sakin maçlarından birisi oynanır ve Fenerbahçe’nin golünü Selçuk’un asistiyle Nobre atar. Maçtan akılda kalanlar ilki; efsane Hooijdonk’un bu maça son 4 dakikada oyuna girmesidir. İkincisi ise Fenerbahçe’nin yedek kulübesidir: Volkan Demirel, Servet Çetin, M. Yozgatlı, Serhat Akın, Hooijdonk ve Kemal Aslan.

22 Nisan 2006 – 35 pas:
Fenerbahçe bir hafta önce Galatasaray’a liderliği kaptırır, maç berabere biterse Galatasaray büyük avantaj yakalayacaktır. Hafta boyunca derbi konuşulur ve maç saati geldiğinde Türkiye’de neredeyse hayat durur. İlk dakikalarda Galatasaray’ın kaçırdığı 2 mutlak pozisyon Fenerbahçeliler’i tedirgin etse de, maç böyle devam etmez. Appiah’ın golü kilidi açar ve Galatasaray dağılır. Gerets, 2-0′dan sonra henüz 30. dakika oynanırken maça müdahele etmek zorunda kalır. Şansın da yardımıyla ilk yarıyı 2-0 tamamlayan Galatasaray ikinci yarının hemen başında 10 kişi kalır. İpleri tamamen eline alan Fenerbahçe, Alex ve Anelka’nın golleriyle farka gider ve sahadan 4-0 galip ayrılır. Maçtan sonra hafızalarda; Anelka’nın 35 pas sonrası attığı gol ve yine Fenerbahçe’nin yedek kulübesi kalır: Volkan Demirel, Mehmet Yozgatlı, Zafer Biryol, Semih Şentürk, Serkan Balcı ve Anelka.

3 Aralık 2006 – 100. yıl:
100. yılını kutlayacak Fenerbahçe, Denizli hezimetinden sonra takımın başına Zico’yu getirir. İki takımında çok iddialı çıktığı maçı Fenerbahçe şansının da yardımıyla art arda bulduğu 2 gol ile, 2-1 kazanır.  Ve seri yine bozulmaz. Mondragon’un Kadıköy Kabusu son maçında da bitmez.

8 Aralık 2007 – Yengeç dansı:
Fenerbahçe’nin en formda dönemidir. Şampiyonlar Ligi’nde ilk kez gruptan çıkar, takımda işler yolundadır. Galatasaray’ın ise mali kriz dönemlerinin ortasıdır. Yeterli transfer yapılmaz ve takım yerlileri kalmıştır. Roberto Carlos’un da oynadığı mücadeleyi Fenerbahçe, 15 dakika 10 kişi oynamasına rağmen; iki yarıda da attığı gollerle 2-0 kazanır. 2. golü atan Deivid, manşetlere damgasını vuran “Yengeç Dansı’nı” yapmıştır.

9 Kasım 2008 – Yine olmadı:
Aragones’li Fenerbahçe’de işler kötü gitmektedir. Galatasaray ise; Arda, Lincoln, Kewell ve Baros’la birlikte Kadıköy’e hiç olmadığı kadar iddialı gelir. “Şimdi de olmaz, bir daha olmaz” tabirinin kullanıldığı ilk maç budur aynı zamanda. Derbi, Galatasaraylılar’ın beklediği gibi başlar ve henüz 2. dakikada Lincoln golü atar. Kadıköy bir anda sessizliğe boğulur. Fakat Fenerbahçe’nin geri dönüşü uzun sürmez. 5 dakika sonra Selçuk’un ve ilk yarının sonunda gelen Semih’in şans golü Fenerbahçe’yi öne geçirir.

Skibbe’nin ikinci yarıda Baros’u oyundan almasından sonra rahatlayan Fenerbahçe, rakip kaleye daha rahat gitmeye başlar. Galatasaray’ın hatalarını iyi değerlendiren Fenerbahçe maçtan 4-1 galip ayrılır.

25 Ekim 2009 - Alex:
Galatasaray, geçen yıl olduğu gibi yine iddialıdır. Bu kez kadrosuna Keita, Elano gibi yıldızları eklemiş olarak Kadıköy’e gelir.  Daum’un Kazım hamlesi sayesinde Fenerbahçe’nin kontrolünde geçer. Net fırsatlar değerlendiremeyen Fenerbahçe devreyi Alex’in golüyle önde kapatır. Gelen 2. gol ile rahatlayan Fenerbahçe, Carlos’un Keita’yı attırmasıyla iyice rahatlar. Yediği gole rağmen 3. golü son dakikalarda Guiza ile bulur ve 3-1 kazanır.

Ve bugün:
Serinin öncesindeki, Johnson’un şans golüyle 1-0 biten maçı bilerek ekledim yazıya. O dönem Galatasaray çok iyi, Fenerbahçe çok kötüydü. Bu derbide ise, Fenerbahçe lehine; benzer bir manzarayı bahis oranlarından, köşe yazarlarından hatta taraftarlardan bile çıkartmak mümkün. Kuşkusuz Fenerbahçe için dezavantaj.

Galatasaray’ın eksikleri fazla olması düşündürücü fakat, hemen burada 2008 yılında oynanan Türkiye Kupası maçını hatırlatmak istiyorum. Kadıköy’de oynanan ilk maç 0-0 berabere bitmiş ve Galatasaray sahaya 11 yerli oyuncu ile çıkarak alkış almıştı. Yani eksikleri avantaja döndürmek de mümkün.

İlk golü Fenerbahçe atarsa Galatasaray’ın çok zor çıkartacağını hatta çıkartamayacağını düşünüyorum. Fakat Galatasaray disiplinden kopmaz ve Hagi’nin de gazıyla sahaya çıkarsa, 10 yıl önceki hüsran tablosu tekrar yaşanabilir.



Bu yazıya yapılan 5 yorum

  1. Bir de skor tahmini söyleyim: Fenerbahçe 2-0 alır. Niang ve Stoch.

  2. Çok güzel, tarafsız bir analiz olmuş eline sağlık. 10 yıl sonra taraflar yer değiştirmiş hakikaten, bakalım tarih gerçekten de tekerrürden mi ibaret?

  3. Güzel bir analiz olmuş.Ben Fenerbahçe nin 3-4 farkla kazanacağını düşünüyorum ama en az bir gol yeriz gibi geliyor.
    Skor tahmini:4-1

  4. Galatasaray’ın nasıl bir oyun anlayışı ile maça çıkacağı aşağı yukarı belli.Burada maçı belirleyecek şey Kocaman’ın bunu tespit edip tedbirleri alması.Bence kazanmakta kaybetmekte tamamen Fenerbahçe’nin elinde olacak.

    Ayrıca güzel bir yazı olmuş tebrikler.

    muharrem

    24 Eki 2010

  5. Yine seriyi bozarak günü kurtardık ama takımdan hiç umutlu değilim uefa maçlarıyla avunuyorum hala…

Yazıyla ilgili ne düşünüyorsun?